Parmak izi bir yerde ne kadar kalır ?

Emirhan

New member
Parmak izi bir yerde ne kadar kalır? Gerçekten saatler içinde yok olur mu?

Parmak izi bir yerde ne kadar kalır? Asıl mesele “kaç gün?” değil

Bir kapı koluna, telefona, bardağa ya da cama dokunduğumuzda geride gerçekten ne kadar süre kalabilecek bir iz bırakıyoruz? Bu soru ilk bakışta “3 gün”, “1 hafta” gibi tek bir rakamla cevaplanabilecekmiş gibi geliyor. Oysa adli bilimlerin gösterdiği tablo bundan çok daha ilginç: Bir parmak izi gözle görünmez hale geldikten sonra bile tamamen ortadan kalkmış olmak zorunda değil. Aynı şekilde, yüzey üzerinde günlerce duran bir izin mutlaka kullanılabilir ve kimliği belirlenebilir durumda olduğu da söylenemez.

Burada iki farklı şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor: izin yüzeydeki maddesel kalıcılığı ve o izin adli açıdan işe yarayabilecek kadar ayrıntı taşıması. Parmak izi yaşlandıkça çizgiler bozulabilir, bazı bölgeler silinebilir ve çevresel etkiler kimyasal kalıntıları değiştirebilir. Dolayısıyla “parmak izi ne kadar yaşar?” sorusunun bilimsel karşılığı aslında “hangi yüzeyde, hangi koşullarda, hangi kalitede ve hangi yöntemle tespit edilebilir?” sorusudur.

NIST de latent yani çıplak gözle görülmeyen parmak izlerinin çoğu zaman kısmi, bozulmuş veya lekelenmiş olabileceğini ve karşılaştırmaya yetecek ayrıntı bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Cam, plastik, metal ve kâğıt neden aynı sonucu vermiyor?

Parmak ucumuzdan çıkan iz yalnızca “ter” değildir. Ter bezlerinden gelen su ve çeşitli maddelerin yanında sebum adı verilen yağlı salgılar, amino asitler, tuzlar ve başka organik bileşikler de yüzeye aktarılır. Bu karışımın yüzeyle etkileşimi, izin ne kadar süre boyunca kalabileceğini ciddi biçimde değiştirir.

Örneğin cam, düz ve gözeneksiz bir yüzey olduğu için parmak izinin belirgin özelliklerinin korunması açısından bazı plastik yüzeylere göre daha elverişli olabilir. 2019'da yayımlanan bir Journal of Forensic Sciences çalışmasında cam ve polistiren üzerinde oluşturulan izler altı aya kadar takip edildi. Araştırmacılar, cam üzerindeki izlerin plastik yüzeydekilere kıyasla bozulmaya daha dirençli olduğunu bildirdi.

Bu, “camdaki iz altı ay kesin kalır” anlamına gelmiyor. Deney kontrollü koşullarda yapılmıştı ve araştırılan şey izlerin belirli özelliklerinin zamanla nasıl değiştiğiydi. Gerçek hayatta bir pencere sürekli güneş alabilir, silinebilir, başka insanlar tarafından tutulabilir veya üzerinde toz birikebilir.

Kâğıt gibi gözenekli yüzeylerde ise durum farklıdır. Parmak izindeki bazı bileşenler yüzeyin içine doğru yayılabilir. Ahşap, karton veya farklı kaplamalar da kendi kimyasal özellikleri nedeniyle iz kalıntısıyla farklı şekilde etkileşir. NIST'in biyometrik ve adli veri toplama konusunda hazırladığı rehberlerde de yüzeyin türünün ve hatta yüzey dokusunun latent izin kullanılabilirliği üzerinde önemli etkisi olduğu vurgulanıyor.

Saatler, günler, haftalar: Bilimsel deneyler ne söylüyor?

Burada en sık yapılan hata, laboratuvar deneyindeki “haftalarca tespit edilebildi” sonucunu doğrudan günlük hayata taşımak.

Örneğin 2013 tarihli bir araştırmada siyah PVC üzerine bırakılan latent parmak izleri 4 ila 15 hafta arasında incelendi. Araştırmacılar ısı, ışık ve nem gibi değişkenleri test etti ve özellikle nemin izin bozulmasında en önemli faktör olduğunu bildirdi. Çalışmada bazı yaşlanmış izlerin uygun geliştirme yöntemleriyle hâlâ incelenebildiği gösterildi.

Bu rakam oldukça dikkat çekici: 15 hafta yaklaşık 105 gündür. Ancak bunu “parmak izi 105 gün kesin kalır” diye okumak bilimsel olarak yanlış olur. Çünkü çalışma belirli bir yüzey, belirli bir parmak izi oluşturma yöntemi ve kontrollü deney koşulları kullanıyordu.

Başka bir çalışmada pirinç yüzeyindeki izlerin ışığa maruz kalması araştırıldı. İzler 3 saat, 24 saat, 1 hafta, 3 hafta ve 6 hafta gibi farklı zamanlarda incelendi. Karanlıkta tutulan pirinç yüzeylerde 3 veya 6 hafta sonra yüksek kaliteli izlerin bulunma oranı, ışığa maruz bırakılanlara göre daha yüksek çıktı.

Dolayısıyla “birkaç saat geçtiyse iz yoktur” düşüncesi de, “aylarca kesin kalır” düşüncesi de fazla basitleştirilmiş olur.

Nem, sıcaklık ve güneş ışığı neden bu kadar önemli?

Parmak izinin yaşlanmasını küçük bir kimyasal ekosistem gibi düşünmek daha doğru olabilir. İz yüzeye bırakıldığı anda sabitlenmiş bir fotoğraf değildir; içindeki maddeler zaman içinde buharlaşabilir, oksitlenebilir, yayılabilir veya yüzeyle kimyasal etkileşime girebilir.

Nem özellikle önemli. Daha önce bahsettiğimiz 4–15 haftalık PVC çalışmasında nemin bozunma üzerinde belirgin etkisi görülmesi bunun iyi bir örneği.

Fakat ışık konusunda bile “karanlık her zaman daha iyidir” gibi kesin bir kural çıkarmak mümkün değil. Altı aylık cam ve plastik deneylerinde doğal ışığın etkisi, salgının türü ve yüzey malzemesi kadar basit bir sonuç vermedi; bazı koşullarda doğrudan ışığın beklenenden farklı etkileri gözlendi.

Bu nokta bana göre konunun en önemli taraflarından biri. İnternette “güneşte 24 saatte yok olur” veya “karanlıkta yıllarca kalır” şeklindeki kesin cümleler kulağa pratik geliyor ama bilimsel gerçeklik bu kadar mekanik değil.

Parmak izi gerçekten “tarihlendirilebilir” mi?

Burada adli bilim açısından çok ilginç bir problem ortaya çıkıyor. Bir izin üzerinde değişiklik olması, araştırmacının o izin tam olarak ne zaman bırakıldığını söyleyebileceği anlamına gelmiyor.

NIST'in parmak izi yaşlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde de parmak izinin yaklaşık yaşını belirlemenin uzun süredir araştırıldığı, ancak güvenilir ve genel geçer bir tarihlendirme yönteminin henüz bulunmadığı belirtiliyor. Bunun temel nedenlerinden biri, parmak izinin kimyasal bileşiminin kişiden kişiye ve çevreden çevreye önemli ölçüde değişmesi.

Daha da ilginci, parmak izindeki yağ asitleri ve trigliseritler üzerinde yapılan kütle spektrometrisi araştırmasında, bu maddelerin yüzey boyunca yayılma hızının yalnızca molekül ağırlığıyla açıklanamadığı; yüzeyle olan etkileşimin çok daha güçlü bir rol oynayabildiği görüldü.

Yani aynı kişinin aynı parmağıyla bıraktığı iki iz, iki farklı yüzeyde aynı hızla yaşlanmayabilir.

Gerçek dünyada “eski iz” neden hâlâ önemli olabilir?

Adli olaylarda esas soru çoğu zaman “Bu iz kaç günlük?” değildir. Daha önemli soru, “Bu iz olay açısından anlamlı mı ve karşılaştırılabilecek yeterli ayrıntıyı içeriyor mu?” sorusudur.

Örneğin bir evin kapı kolunda bulunan parmak izi, olaydan önce orada yaşayan kişi tarafından haftalar veya aylar önce bırakılmış olabilir. Bu yüzden izin bulunması tek başına kişinin belirli bir anda orada bulunduğunu kanıtlamaz.

Tam tersine, hiç parmak izi bulunmaması da kişinin o nesneye hiç dokunmadığını kesin olarak göstermez. Yüzey uygun olmayabilir, iz çok silik olabilir, başka bir temas tarafından bozulmuş olabilir veya geliştirme işlemi için yeterli ayrıntı kalmamış olabilir.

NIST, latent parmak izi incelemesinde insan faktörlerinin de sonuçları etkileyebildiğini; eğitim, yorgunluk, değerlendirme koşulları ve karar süreçlerinin hata riskinde rol oynayabildiğini belirtiyor.

Bu yüzden televizyondaki “bilgisayar taradı ve %100 aynı kişi çıktı” anlatımı, gerçek adli incelemenin karmaşıklığını fazlasıyla basitleştiriyor.
 
Üst